10 Haziran 2014 Salı

ATEŞTEN GÖMLEK.

Ağır bir karabasan çöktü üzerimize…
Yüzlerce insanın ölümüne yol açan, vahşi bir cinayetin seyircileri olarak travma yaşıyoruz hepimiz.(Bütün delillerin ortada olduğu bir cinayete, kader ya da Takdir-i İlahi demek fıtratımda yok, o nedenle hiç kusura bakmayın)Gazetecilerin pek severek kullandığı tabirle “yürek burkan” hikayeler, matkap oldu içimizde, deşiyor her gün benliğimizi.Bütün ışıkları yanık da olsa, kocaman bir yas eviyiz…Ama ne gözyaşı, ne de metanet var yasımızda; tekme tokat, küfür kıyamet bir yas bizimkisi…Saçma sapan, karmaşık bir ruh hali içinde, hatta bence deliliğin sınırındayız.Sanki hepimiz bir açık hava tımarhanesinde, tedavi edilmesi mümkün olmayan mahkumlar olarak yaşıyoruz.Çünkü çok uzun zamandır, ölümü, acıyı, gözyaşını bile “senden benden” diye ayırma noktasındayız.İçinde bulunduğumuz kimliklerden, taşıdığımız görüşlerden arınıp da bir faciayı içselleştiremeyecek kadar zavallıyız.Saygısız, hoşgörüsüz, tevazusuz birer kibir abidesiyiz…Çünkü hepimiz cahiliz, okumakla geçecek zihinsel bir cehalet de değil üstelik bu; insanlık cahiliyiz, yürek cahiliyiz…O cahil cesareti de birbirimize saldırmamızı sağlayan bir güç veriyor bize…Başarı da başarısızlık da, sevinç de keder de “kavgamız” için bir detay sadece.Gerçekte, hiçbirimizin zerre kadar değeri yok bir diğeri için!Ne Bakanın gömleği kadar varız aslında, ne de orada hangi marka gözlükle ya da çantayla bulunduğumuz kadar…Hepimiz koyu kopkoyu bir karanlığın dibinde, anlam odasından yoksun bekliyoruz, kimin nefesi daha çabuk tükenecek diye…Günışığına çıkaracak bir el varsa şayet, bana uzansın o el diye tetikteyiz.Belki birlikte bulacağız çıkış yolunu ama düşünemeyecek kadar öfkeliyiz, panikteyiz.Mücadele değil bizimkisi, kavga!Birer gömleğin altında sürdürdüğümüz acımasız, vicdansız bir kavga…Bir çıkarabilsek o gömlekleri üzerimizden, belki de yeniden hatırlayacağız hepimizin aynı karanlıkta beklediğini…
Ve böyle giderse, hiçbirimizin gün ışığını bir daha göremeyeceğini...

YAŞLI AMCA

Sonra bir anda arkamdan ses yükseldi;
''Sen bu değilsin,kendin ol.''
Arkamı döndüğümde yaşlı bir amca duruyordu karşımda ona doğru dönüp şöyle dedim;
''Ben zaten kendi mim,beni böyle yapanlar etrafımdakiler.''
''O .zaman sen sadece kendin olma kendin olma ayrıcalığını başkalarına da tanı.!''
''Başkalarına tanısam ne olcak sanki ?''
Yaşlı amca eliyle gel yanıma dedi.Yaşlı amcanın yanına hiç tereddüt etmeden gittim yani,bir yaşlı amca beni kaçıracak değildi herhalde.Yaşlı amca hiç lafı uzatmadan konuşmaya başladı.;
''Bak kızım, sizin yaşlarınız dan ben çok geçtim herkes böyle der,ama ben yine kendi bildiğimi okur kendi bildiğimi yazarım,ben bunları sizin için söylüyorum siz kötü yola düşmeyin,bir adamın parasına kalmayın diye söylüyorum.'' dedi ve gitti.
Aslında yazdıklarımdan bir şey anladığım yoktu,Yaşlı amca ise tamda benim düşündüklerimi söylemişti sanki yaşlı amca benim yaşlılığım sanki.
İlerde böyle olucağım olamasamda çabalıyacağım.
Ama bence en iyisi herzaman heryerde hep kendin ol ve kimseye güvenme.

8 Haziran 2014 Pazar

Bazen düşünürüm gerçek "SEVGİ,AŞK"varmıdır diye ama bazen saçma gelir çünkü ozaman HerkeS YALANDAN gûluyodur diye aslında kimse yalandan gulmez sadecee dışardaki çevresindeki insanları kırmamak içinde gülümseyebilirler fakat bundan sonra oyun başlar bir kız bir erkeğe aşık olur fakat kız çocuğu bir yerde ne gormuş nede duymuştur. Yani çocuğun daha ismini bilmiyodur. Siz merak etmeyin çocuğun ismi jack. Jack 19 yaşında sarışın uzunboylu kahverengi gözlüdür. Kız ise Sara kumral yeşil gözlu uzun boylu btatlı bir kızdır. Jack ve Saranın hikayesi tam olarak NEW YORK'TA bir pastanede başlamıştır. Sara birgün arkadaşı Shelly ile ders çalışmak için Ftodly Pastahanesine giderler. Gittiklerinde karşılarında uzun boylu çocuk vardır. Fakat jack garson olduğundan ondan kimse hoşlanmamıştır. Sara ile Shely sipariş vermek için garsonu çağırırlar;
Sara:Bir bakarmısınız lütfen?
Jack:Buyrun?
Sara:Merhaba, biz birere tane kahve alalım.
Jack:Hemen. Ve jack uzaklaşırken;
Sara:Pardon adınız neydi?
Jack:Benim adım "JACK". Der ve gider.
Jack'de Saradan hoşlanmış gibiydi fakat Sara belli etmediğinden Jack umutsuzdu,Bir gün tekrar jack ile Sara biryerde karşılaşırlaşırlar ve bu sefer uzun süre konusurlar.JACKve Sara iyi arkadaş olurlar fakat jack açılamaz.Jack birgün Sara'yı arar:
Jack::Bu akşam benimle yemeğe çıkarmısın? der.
Sara::Tabiki böyle bir fırsatı asla kaçırmam.der ve kendi kendine hafif gülümser.
Jack::Oldu ozaman akşam ben seni alırım.Der ve kapatır.
Sara çok heyecanlanır hangi elbiseyi giyceğine karar veremez.Bu yüzden arkadaşı shelly'i çağırır.Hemen kıyafet almaya çıkarlar ve sara istediği kıyafeti bulur.Sara gece mavisi kısa bir elbise altına gümüşten bir ayakkabı giyerek adeta bir baloya giden prensesleri andırıyordu.Birden telefonu çalar ve Jack arıyordur.Sara telefonu açmaz direk aşağı iner jack ise tam karşısındadır.Saranın kalp atışları 2 sokak öteden duyulur gibiydi.